12 Eyl 2012

ESM kimi kurtaracak?

Ekonomist değilseniz ve mali kriz ile ilgili haberleri düzenli takip etmiyorsanız, konu hakkındaki bir haber size farklı bir dilde yazılmış gibi anlaşılmaz gelebilir. Bugün açıklanacak Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararı öncesindeki haberlerde durum farklı değil. Dün öğle saatlerinde Google Haberler bölümünde „ESM Federal Anayasa Mahkemesi“ yazıldığında, tam 2742 tane güncel haber çıkıyordu. Okudukça insanın kafası daha da karışıyor...
Anlamaya çalışalım: Almanya’nın en üst mahkemesi olan Federal Anayasa Mahkemesi, bugün Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) ile ilgili kararını açıklayacak. ESM, Euro bölgesinde mali istikrarın sağlanmasına yönelik daimi bir mekanizma olarak tasarlandı. Haziran 2013’te yürürlüğe girmesi amaçlanıyor. ESM’nin 700 milyar Euro tutarında sermaye tabanı olması ve bu sermaye aracılığı ile 500 milyar Euro tutarında kredi verilmesine imkan tanınması hedefleniyor. Yani Lüksemburg merkezli olacak bu kurum ile, AB’nin bir nevi kendi IMF’sini oluşturmuş olacak.
ESM’nin hukuki zeminini, Euro’nun geçerli olduğu 17 AB devleti arasında imzalanan bir sözleşme oluşturuyor. Bu uluslararası sözleşmenin geçerlilik kazanması için, söz konusu devletlerin parlamentolarının onayı gerekiyor. Almanya, İtalya ve Estonya dışındaki devletlerin tümü, sözleşmeyi onayladı. Almanya’da Federal Meclis ve Federal Konsey, 29 Haziran 2012’de üçte iki çoğunluk ile sözleşme için gereken yasayı onayladı. Ancak Cumhurbaşkanı, henüz imzasını atmadı. Çünkü yasaya karşı Federal Anayasa Mahkemesi’nde çok sayıda dava açıldı. Bir dava, Sol Parti Meclis Grubu’nca açıldı. Mehr Demokratie (Daha Çok Demokrasi) derneği, 37 bin yurttaş adına toplu bir dava ile mahkemeye başvurdu. Hatta hükümet ortağı CSU’lu milletvekili Peter Gauweiler da şikayette bulundu. Hükümet ise, çıkardıkları yasanın bir an önce imzalanıp resmiyet kazanması için baskı yapıyor. Çünkü ESM’nin kaderi, sermayenin çoğunu sağlayacak Almanya’ya bağlı.
Açılan davaların gerekçeleri arasında fark var. Mesela CDU’lu Gauweiler, Avrupa Merkez Bankası’nın gerekirse mali sıkıntılar yaşayan Euro-devletlerinden sınırsız bir şekilde devlet istikrazı satın alacağı yöndeki  açıklamasından sonra itiraz etti.
Sol Parti ile Mehr Demokratie ise, esasen yurttaşların ve parlamentonun söz hakkının kesildiğini vurgulayıp, ESM ile birlikte demokrasinin içinin daha da boşaltılacağını belirtiyor. Onların esas itiraz noktası da bu.
ESM’nin 700 milyarlık sermayesinin 190 milyar Euro’su, Almanya’dan gelecek. Ancak olası bir durumda bu miktar yükselebilir ve ne parlamentonun ne de vergi ödeyen yurttaşların itiraz şansı olacak. Almanya ayrıca imzayı verdikten sonra sözleşmeden çekilemeyecek. Ne meclis böyle bir karar verebilir ne de halk, farklı bir hükümet seçerek bu durumu değiştirebilir. Dolayısıyla sonuçta vergileriyle ESM’yi finanse edecek toplumun hiçbir söz hakkı yok. Mehr Demokratie derneğinin taleplerinden biri de, böyle durumlarda hükümetin tek başına karar alma hakkına sahip olmadığını, referanduma gidilmesi gerektiğidir. Yine Almanya, ulusal bütçe planını Avrupa Konseyi’nin ve AB Komisyonu’nun onayına sunmak zorunda kalacak. Bunlar ise veto hakkına sahip. Dolayısıyla Avrupa kurumları, bir ülkenin bütçe politikasına karışabilecek.
Bir bütün AB üye devletleri ile AB zemini arasında yetki dağılımda ciddi kaymalar yaşanıyor. Bu hem ESM somutunda geçerli ama hem de Yunanistan ya da İspanya örneğinde görülebiliyor. Almanya ve Fransa gibi devletlerin başındakiler, bir yanda başka bir devletin içişlerine karışma, onun egemenliğini hiçe sayma küstahlığını kendilerine hak görürken, kendilerine de yeni iktidar alanlarını yaratıyor. Adım adım demokrasiden geriye kalan yapı taşları parçalanıp, AB zemininde tamamen antidemokratik bir yapının inşaatında kullanılıyor.
Şimdi bütün gözler, Federal Anayasa Mahkemesi’nde olacak. Mahkeme, devlet ve neoliberal piyasadan yana mı, demokrasiden ve toplumdan yana mı karar verecek? Bugün göreceğiz...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder